Şema Terapi, Jeffrey Young tarafından geliştirilmiş, bireyin çocukluk ve ergenlik döneminde oluşan temel duygusal örüntülerini anlamaya ve dönüştürmeye odaklanan bütüncül bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Bu yaklaşım, özellikle uzun süredir devam eden, tekrar eden, değişime dirençli sorunları ve kişilik örüntülerini anlamak için geliştirilmiştir. Zaman içinde depresyon, kaygı sorunları, ilişki problemleri, kronik yaşam döngüleri, bireysel çalışmalar, grup çalışmaları ve çiftlerle yapılan çalışmalarda da kullanılmaya başlanmıştır.
Şema Terapi; Bilişsel Davranışçı Terapi, Psikanalitik Yaklaşım/Nesne İlişkileri Kuramı, Bağlanma Kuramı ve Gestalt Terapi gibi farklı yaklaşımların güçlü yönlerini bir araya getirir. Bu nedenle yalnızca kişinin bugün yaşadığı belirtilere değil, bu belirtilerin arkasında yer alan çocukluk yaşantılarına, temel duygusal ihtiyaçlara, başa çıkma biçimlerine ve ilişki örüntülerine de odaklanır.
Şema Terapi’ye göre insanlar, erken yaşlarda yaşadıkları deneyimler sonucunda kendileri, diğer insanlar ve dünya hakkında bazı temel inançlar geliştirirler. Bu inançlar zamanla kişinin ilişkilerini, duygularını, seçimlerini ve yaşam biçimini etkileyen kalıcı örüntülere dönüşebilir. Bu örüntülere erken dönem uyumsuz şemalar adı verilir.
Şema Terapi’ye göre her çocuğun sağlıklı gelişebilmesi için karşılanması gereken beş temel evrensel ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaçlar yeterince karşılanmadığında, çocuk yaşadığı duruma uyum sağlamak için bazı içsel örüntüler geliştirir. Bu örüntüler çocuklukta kişiyi koruyucu gibi görünse de yetişkinlikte ilişkilerde, iş yaşamında, benlik algısında ve duygu düzenlemede zorlayıcı hale gelebilir.
Bu beş temel ihtiyaç karşılanmadığında toplam 18 erken dönem uyumsuz şema gelişebilir.
Bir çocuğun sevildiğini, korunduğunu, görüldüğünü, önemsendiğini ve ihtiyaç duyduğunda yanında güvenilir yetişkinlerin bulunduğunu hissetmeye ihtiyacı vardır. Bakım verenler soğuk, tutarsız, reddedici, küçümseyici, istismar edici, duygusal olarak yoksun bırakıcı ya da güven vermeyen bir tutum sergilediğinde bu ihtiyaç yeterince karşılanmayabilir.
Bu durumda Ayrılma ve Reddedilme Şema Alanı gelişebilir.
Bu alandaki şemalar şunlardır:
Terk Edilme şemasına sahip kişi, sevdiği insanların kendisini bırakacağı, ilişkilerin devam etmeyeceği ya da yakın olduğu kişilerin bir şekilde uzaklaşacağı kaygısını taşır. Bu kişi ilişkilerde sık sık terk edilme korkusu yaşayabilir, küçük bir mesafeyi bile büyük bir kopuş işareti gibi algılayabilir.
Örneğin, partneri gün içinde yoğun olduğu için mesaj atmadığında, kişi hemen terk edileceği düşüncesine kapılabilir ve sürekli arayarak ya da kontrol ederek rahatlamaya çalışabilir.
Bu şemada kişi, diğer insanların kendisini kullanacağı, kandıracağı, inciteceği ya da zarar vereceği inancını taşır. İnsanlara güvenmekte zorlanır ve ilişkilerde sürekli tetikte olabilir.
Örneğin, “Nasıl olsa aleyhime kullanılır” düşüncesiyle kimseye özel bir şeyini anlatmayan kişi bu şemanın etkisinde olabilir.
Duygusal Yoksunluk şemasında kişi, ihtiyaç duyduğunda başkalarından yeterli ilgi, şefkat, anlayış, empati ya da korunma alamayacağına inanır. Bu nedenle ilişkilerinde kendisini yalnız, görülmemiş ya da duygusal olarak ihmal edilmiş hissedebilir.
Örneğin, sürekli duygusal olarak mesafeli, soğuk ya da ulaşılması zor kişilerle ilişki kuran biri bu şemayı tekrar ediyor olabilir.
Kusurluluk şemasına sahip kişi, özünde eksik, kusurlu, değersiz ya da sevilmeye layık olmadığına inanabilir. Başkaları kendisini gerçekten tanırsa sevilmeyeceğini düşünebilir.
Bu şema bazen yoğun utanç, kendini saklama, eleştiriye aşırı hassasiyet ya da dış görünüşle aşırı uğraşma şeklinde kendini gösterebilir.
Sosyal İzolasyon şemasında kişi kendisini diğer insanlardan farklı, dışarıda kalmış ya da hiçbir gruba ait değilmiş gibi hisseder. Topluluk içinde bile yalnızlık duygusu yaşayabilir.
Örneğin, bir ortama girdiğinde “Ben buraya ait değilim” hissi yaşayan ve bu nedenle davetleri reddeden bir kişide bu şema etkili olabilir.
Çocuğun büyürken bağımsızlaşmaya, kendi becerilerini geliştirmeye, karar verebilmeye ve ayrı bir birey olarak var olabilmeye ihtiyacı vardır. Aşırı koruyucu, çocuğun bağımsızlaşmasına izin vermeyen, sürekli kaygılı, küçümseyici, mükemmeliyetçi ya da çocuğun başarısını desteklemekte yetersiz ebeveyn tutumları bu ihtiyacın karşılanmasını zorlaştırabilir.
Bu durumda Zedelenmiş Özerklik ve Performans Şema Alanı gelişebilir.
Bu alandaki şemalar şunlardır:
Bağımlılık/Yetersizlik şemasına sahip kişi, kendi başına karar veremeyeceğine, günlük yaşam sorumluluklarını tek başına yerine getiremeyeceğine ya da başkalarının desteği olmadan yeterli olamayacağına inanır.
Örneğin, ihtiyacı olduğu halde “Ben yapamam” düşüncesiyle araba kullanmayı öğrenmekten kaçınan biri bu şemanın etkisinde olabilir.
Bu şemada kişi, her an kötü bir şey olacakmış gibi hissedebilir. Hastalanma, kaza geçirme, kontrolünü kaybetme ya da felaket yaşama ihtimali zihnini yoğun biçimde meşgul edebilir.
Örneğin, bedenindeki küçük bir değişikliği ciddi bir hastalık belirtisi gibi yorumlayan ve sürekli kontrol ihtiyacı duyan bir kişide bu şema görülebilir.
Yapışıklık/Gelişmemiş Benlik şemasında kişi, yakın olduğu kişilerden psikolojik olarak ayrışmakta zorlanır. Kendi ihtiyaçları, düşünceleri ve kararları yerine, bağlı olduğu kişinin ya da grubun ihtiyaçlarına göre yaşamaya eğilimli olabilir.
Örneğin, yetişkin olmasına rağmen gün içinde yaşadığı her şeyi annesiyle paylaşmadan karar alamayan bir kişide bu şema etkili olabilir.
Başarısızlık şemasına sahip kişi, somut başarıları olsa bile kendisini başkalarına göre yetersiz, başarısız ya da beceriksiz hissedebilir. Bu inanç, kişinin potansiyelini ortaya koymasını engelleyebilir.
Örneğin, “Ya başarısız olursam?” düşüncesiyle terfi başvurusundan kaçınan biri bu şemanın etkisiyle hareket ediyor olabilir.
Çocuğun kendi duygularını, isteklerini, ihtiyaçlarını ve sınırlarını ifade edebilmesi gerekir. Ancak bazı aile ortamlarında çocuğun ihtiyaçları yerine ebeveynin beklentileri, başkalarının ne diyeceği, uyumlu görünme ya da itaat etme ön plana geçebilir.
Bu ihtiyaç yeterince karşılanmadığında kişi, kendi ihtiyaçlarını geri plana atıp başkalarının beklentilerine odaklanabilir.
Bu durumda Başkalarına Yönelimlilik Şema Alanı gelişebilir.
Bu alandaki şemalar şunlardır:
Fedakârlık şemasında kişi, kendi ihtiyaçlarını sürekli başkalarının ihtiyaçlarının gerisinde tutar. Yardım etmeyi, yük almayı ve başkalarını memnun etmeyi çoğu zaman kendi sınırlarının önüne koyar.
Örneğin, evde bütün sorumluluğu üstlenip kimseye alan bırakmayan, sonra da tükenmişlik yaşayan bir kişide bu şema etkili olabilir.
Boyun Eğicilik şemasına sahip kişi, kendi isteklerini ifade etmekte zorlanır; kararları, kontrolü ve yönlendirmeyi başkalarına bırakabilir. Reddedilmemek, cezalandırılmamak ya da çatışma yaşamamak için kendi ihtiyaçlarını bastırabilir.
Örneğin, otorite figürlerine aşırı uyum sağlayan, kendi istemediği halde başkalarının kararlarına göre yaşayan bir kişi bu şemanın etkisinde olabilir.
Bu şemada kişi, başkalarının takdirini, onayını ya da beğenisini almak için kendi isteklerinden vazgeçebilir. Dışarıdan nasıl göründüğü, başkalarının ne düşüneceği ya da sosyal statüsü aşırı önem kazanabilir.
Örneğin, “Elalem ne der?” düşüncesiyle kendi gerçek ihtiyacını bastıran kişilerde bu şema görülebilir.
Çocuğun sağlıklı gelişebilmesi için sevgi ve özgürlüğün yanında gerçekçi sınırlar, sorumluluk alma becerisi ve özdenetim de önemlidir. Aşırı izin verici, sınırsız, aşırı koruyucu ya da çocuğa her istediğini sunan ebeveyn tutumları bu ihtiyacın karşılanmasını zorlaştırabilir.
Bu durumda Zedelenmiş Sınırlar Şema Alanı gelişebilir.
Bu alandaki şemalar şunlardır:
Haklılık şemasına sahip kişi, kendisini diğer insanlardan daha özel, ayrıcalıklı ya da kuralların üzerinde görebilir. Kendi isteklerinin öncelikli olması gerektiğine inanabilir ve sınırlarla karşılaştığında zorlanabilir.
Örneğin, trafikte kendisi kuralları ihlal ederken başkasının benzer davranışına tahammül edemeyen kişi bu şemanın etkisinde olabilir.
Yetersiz Özdenetim şemasında kişi, hedeflerine ulaşmak için gereken sabır, disiplin ve dürtü kontrolünü sürdürmekte zorlanabilir. Zorlandığında çabuk vazgeçebilir, erteleyebilir ya da kısa vadeli rahatlamayı uzun vadeli hedeflerin önüne koyabilir.
Örneğin, potansiyeli yüksek olduğu halde sürekli erteleme nedeniyle işlerini tamamlamakta zorlanan bir kişide bu şema görülebilir.
Çocuğun sadece başarılı, uslu ya da sorumlu olması değil; aynı zamanda oyun oynayabilmesi, keyif alabilmesi, rahatlayabilmesi ve kendiliğinden davranabilmesi de sağlıklı gelişimin önemli bir parçasıdır.
Aşırı kuralcı, mükemmeliyetçi, hataya tahammülsüz, duyguları bastıran ya da sürekli tetikte olunması gerektiğini hissettiren aile ortamlarında bu ihtiyaç yeterince karşılanmayabilir.
Bu durumda Aşırı Tetikte Olma ve Baskılama Şema Alanı gelişebilir.
Bu alandaki şemalar şunlardır:
Karamsarlık şemasına sahip kişiler, hayatın olumsuz yönlerine aşırı odaklanabilir ve olumlu ihtimalleri görmezden gelebilir. Zihinleri sıklıkla risklere, kayıplara, kötü senaryolara ve hayal kırıklıklarına yönelir.
Örneğin, hayatında iyi giden şeyler olsa bile sürekli kötü bir şey olacağını düşünen kişide bu şema etkili olabilir.
Duyguları Bastırma şemasında kişi, duygularını ifade ettiğinde utanacağını, zayıf görüneceğini ya da kontrolünü kaybedeceğini düşünebilir. Bu nedenle öfke, üzüntü, sevinç ya da yakınlık ihtiyacı gibi duygularını bastırma eğilimindedir.
Bazen bu bastırma hali bedensel yakınmalarla, gerginlikle, diş sıkma, mide ağrısı ya da psikosomatik belirtilerle kendini gösterebilir
Yüksek Standartlar şemasına sahip kişi, kendisinden sürekli daha fazlasını bekler. Başarı, düzen, kontrol, mükemmellik ya da üretkenlik konusunda yoğun bir iç baskı hissedebilir. Yaptıkları yeterince iyi görünmez; dinlenmekte ve keyif almakta zorlanabilir.
Örneğin, iş yaşamında sürekli daha iyi performans göstermeye çalışan ama hiçbir başarıdan tatmin olamayan bir kişide bu şema etkili olabilir.
Cezalandırıcılık şemasında kişi, hata yapmanın ağır sonuçları olması gerektiğine inanabilir. Kendisine ya da başkalarına karşı katı, acımasız ve affetmekte zorlanan bir tutum geliştirebilir.
Örneğin, iş yerinde yaptığı bir sunum istediği gibi geçmediği için kendisini cezalandırır gibi tatile gitmekten vazgeçen bir kişi bu şemanın etkisinde olabilir.
Şema Terapi’ye göre kişiler şemalarıyla üç temel biçimde başa çıkmaya çalışırlar: teslim, kaçınma ve aşırı telafi.
Bu başa çıkma tepkileri, kısa vadede kişiyi şemanın yarattığı acıdan koruyor gibi görünse de uzun vadede şemayı güçlendirebilir.
Şema tesliminde kişi, şeması doğruymuş gibi davranır. Şemaya uygun ilişkiler kurar, şemayı doğrulayan durumları seçer ya da kendisine şemayı yeniden yaşatacak ortamlarda kalır.
Örneğin, Kusurluluk şeması olan bir kişi kendisini sürekli eleştiren insanlarla ilişkilerini sürdürebilir. Bu ilişkilerde incinse bile aldığı eleştiriler, “Ben zaten kusurluyum” inancını pekiştirir.
Şema kaçınmasında kişi, şemayı tetikleyecek duygulardan, düşüncelerden, ilişkilerden ya da durumlardan uzak durmaya çalışır.
Örneğin, Başarısızlık şeması olan biri, kötü değerlendirileceğine inandığı için bir projeye başlamaktan kaçınabilir. Ancak kaçındıkça deneyim kazanamaz ve bu durum başarısızlık inancını daha da güçlendirebilir.
Aşırı telafide kişi, şemasının tam tersini yaparak onu yenmeye çalışır. Ancak bu çaba çoğu zaman esnek değil, aşırı ve yorucu bir biçimde ortaya çıkar.
Örneğin, Duygusal Yoksunluk şeması olan biri, ilişkilerde yoğun ilgi talep edebilir; ancak bu yoğun talep karşısındaki kişiyi uzaklaştırdığında kendisini yeniden yalnız ve yoksun hissedebilir.
Şema Terapi’nin amacı, kişinin çocukluk yaşantıları, ebeveyn tutumları, kültürel etkiler ve yaşam deneyimleri sonucunda geliştirdiği şemaları fark etmesini sağlamaktır.
Terapi sürecinde kişi, bugün yaşadığı sorunların yalnızca bugüne ait olmadığını; çoğu zaman geçmişten gelen bazı duygusal ihtiyaçların, inançların ve başa çıkma yollarının bugünkü yaşamını etkilediğini anlamaya başlar.
Şema Terapi’de temel hedeflerden biri, kişinin Sağlıklı Yetişkin modunu güçlendirmektir. Sağlıklı Yetişkin modu; kişinin kendi ihtiyaçlarını fark edebilen, duygularını düzenleyebilen, sınır koyabilen, kendisine şefkatle yaklaşabilen ve yaşamında daha dengeli seçimler yapabilen yanıdır.
Aynı zamanda kişinin Mutlu Çocuk modu ile bağlantı kurması da önemlidir. Mutlu Çocuk modu; spontane olabilen, keyif alabilen, oyun oynayabilen, canlılık ve merak hissedebilen sağlıklı tarafı temsil eder.
Bu nedenle Şema Terapi yalnızca sorunları azaltmayı değil; kişinin kendi ihtiyaçlarını daha iyi tanımasını, geçmişten gelen döngülerini dönüştürmesini ve daha sağlıklı ilişkiler kurabilmesini hedefler.
+90 (533) 506 62 69